nuriozden.com
10Kas/112

Allah ile Atatürk

Camii ve Bayrak

Bir çocuk izledim geçenlerde youtube da. "Atatürk'ü neden sevelim, bizi o yaratmadı ki!" diyordu. Bunu diyen çocuk en fazla 10 yaşında. Yani okula giden çocuk. Küçük bir unsur var; başı kapalı..Maalesef çağımız halen bu çocuklara Atatürk'ü değil Allah'ı sevmemiz gerektiğini öğreten yobazlarla mücadele ediyor. Kim onun annesine babasına bizi Allah'ın değil Atatürk'ün yarattığı söyledi? Hadi cahilin biri söyledi. Peki o anne neden inandı? Allah hakkında hiç mi bir şey bilmiyor? Ya da Atatürk hakkında. Ortalık "Anne bizi Atatürk'mü yarattı?" "Allah mı daha büyük Atatürk'mü?" diye soran çocuklarla dolu. Neden biz bunu ayırt etmeyi beceremiyoruz? Ya da böylesi mi işimize geliyor? Neden laikliği beceremiyoruz? Neden din ve devlet işlerini birbirinden ayıramıyoruz? Neden bizi yaratanın sadece ve sadece Allah olduğunu, yer yüzündeki her canlının yaşama sebebinin o olduğunu, Atatürk'ün ise önce insan sonrasında çok yürekli bir asker ve sonrasın da da bir devlet adamı olduğunu kabul etmiyoruz. İkisi asla kıyaslanamayacak durumdalar. Birisi herşeyden üstün ve herşeyin sahibi Allah, diğeri ise bir insan, yani onun kulu. Ama öyle bir insan ki, kendisini sadece Türk milletine adayan, bunun için savaşan, ülkeyi satmaya çalışan şerefsizlere baş kaldıran ve kazanan, hiçbir devletin sömürgesinde yaşamamıza izin vermeyen, bugün tek devlet olarak yaşamamıza olanak tanıyan bir kişidir. Okuma yazma bilmeyen cahillere ışık tutan kişidir. Çanakkale savaşını denizde ve karada 95 bin şehit vererek kazandıktan sonra, masada başta sevgili Vahdettin Paşamız tarafından pasta gibi İngilizlere sunulan bu devleti milli mücadele başlatarak ve yine savaşlar yaparak elimizde tutan kişidir. İnananlar için Allah'ın varlığı nasıl inkar edilemezse, bu ülkede yaşamış ve yaşayan tüm insanlar için de Atatürk'ün varlığı ve bu toprakları "Bağımsız Ülke" yaptığı gerçeği inkar edilemez. Bugün baktığımızda Atatürk hakkında olumsuz düşünceler besleyen kısımlarım %99'u dine daha yatkın insanlardır ve bunun sebebi de çocukluk yaşından beri Atatürk ve Allah'ın birbirlerine rakip olarak gösterilmesidir. Bunu yapan insanlar da sözde dinine daha çok sahip çıktığını sanan insanlar.
Bu yazıda kullandığım fotoğraf 29 Ekim'de Kadıköy'de bir Camii'nin minaresini boydan boya kaplayan bir Türk Bayrağı fotoğrafıydı. Ben çektim. İşte bu fotoğraf din ile devlet'in (Allah ile Atatürk'ün) aynı kulvarda olmadığını çok iyi gösteriyordu. Artık umarım yeni yetişen çocuklara Allah ve Atatürk bilgileri birbirine karıştırılarak öğretilmeye kalkılmaz yoksa halen etrafımız "Atatürk'ü neden sevelim, bizi o yaratmadı ki!" diye ezberlediklerini dillendiren çocuklar ve onların cahil-yobaz aileleri ile dolup taşar.

Nuri Özden

Paylaş
[Facebook] [Twitter]
5May/111

Teknoloji Olmazsa Olmaz mı ?

teknoloji

Kesinlikle hayır. Teknoloji olmasa da olur, yüzyıllarca olmadığı gibi. Meret öyle bir girdi ki hayatımıza içten içe mahvetti bizi. Bazen öyle boğuyor ki insanı tarifi imkansız.

Eskiden insanlar istedikleri gibi yaşardı. Eskiden dediğimde son demlerine benimde yetiştiğim dönemler. Bir yere gideceksen birisine haber verirsin, tahmini dönüş saati verirsin ya da onu da vermezsin. Sonra çıkar gelirsin. Gelmezsen meraklandırırsın, meraklandırırsan olası yerlerde aranırsın. Bulunursan bulunursun, bulunmazsan kaderin böyleymiş denir.
Cep telefonlarına aslında çok kızmıyorum. Çünkü evimize ilk telefon geldiğinde bir süre kullandıktan sonra şunu sorduğumu çok net hatırlıyorum. "Bu telefonun kablosuzu olsa, pille çalışsa, ptt de içine kart koysa kullanılamaz mı?" Aradan yıllar geçmişti ki bir arkadaşımın "Cep telefonu çıkmış, falanca kişide varmış. Artık burada da satacaklarmış." dediğini duydum. Derken benim de elime geçti tabi ki meşhur Ericson 628. Gerekli mi ? Evet..Dezavantajları olsa da avantajlarını yoksayamayız. Ama bilgisayar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Tabi ki binlerce örneklerle avantajlarını sıralayabiliriz ancak dezavantajları insanı ürkütebiliyor. Teknoloji ile işiniz ne kadar varsa ve ne kadar ciddiyse riskiniz, kalp çarpıntınız o kadar artıyor. Zira bunun son örneğini Sony'nin PSN (Play Station Network) sisteminde yaşadık. Milyon dolarlık yatırımları digital saldırıya uğradı ve altından kalkamadılar. Yine milyon dolarlık yatırım yaparak sistem kurmak zorundalar.
Bugün 3 kuruş para havalesi için çıkıp şubeye gidip sıra bekleyip işlem yapmıyorsunuz. faturalarınız için o kurumun şubesine gitmiyorsunuz. Bir sağlık sorununuzda kısa süreli bir görüntüleme ile bütün hastalığınızın tanısı ve tedavisi yapılabiliyor. Bunu da binlerce kalemle örnekleyebiliriz.
Cep telefonu, Bilgisayarlar (üzerindeki üretim, muhasebe gibi ticari programlarla birlikte), İnternet gibi teknoloji olmazsa olmaz. Üretici daha fazla üretebiliyor, resmi ya da özel kuruluşlar işlemlerini daha hızlı yapabiliyor. Ama bilgisayar işletim sisteminin sokulduğu cep telefonu, tablet pc ler, akıllı evler, akıllı şehirler.. Bunlar olmasa da olur. Hatta olmazsa çok daha iyi olur. Radyasyon bugün hayatımızın artık temel gıdası gibi oldu. Düzenli olarak tüketiyoruz. Temel gıdadan farkı da gönüllü olması. Etrafınıza bakarsanız eğer son 5 yılda ölenlerin %90'ı kanser nedeniyle öldüler. Teknoloji sayesinde 100 yıl öncesine göre ortalama yaşam ömrünü uzattık ancak yine teknoloji sayesinde kansersiz yaşayamaz olduk. Bir yerleri yaparken bir yerleri yıktık.

Sonuç olarak ben 15 yıl önceki teknolojiyi özlüyorum. Ericson 628'imi, pentium 200 mmx bilgisayarımı, yanında da commadore 64 oyun konsolumu. 
Teknolojinin içinde birisi olarak bu kadar teknolojinin beni boğduğunu söyleyebilirim..Yapacak birşey de yok aslında. İcat edildi..Beğendik..Fazlasını istedik..Yine yapıldı..Yine beğendik..Mahkum olduk..Vazgeçemedik..Bağımlısı olduk..

Gideceğimiz nokta da belli. Hem de çok uzak olmayan nokta. Cyber savaşlar, sistemleri yoketmeler, robot savaşçılar.
Teknolojinin ilk vurgunu kanserlerin korkunç şekilde artması oldu. İkinci vurgunu ise Cyber savaşlardır..
Sizce de korkunç değil mi ?

Nuri Özden

Paylaş
[Facebook] [Twitter]
2Nis/110

Özenticilik

images

İnsanlar neye özenir ? Konuşmaya, giyime, harekete.. Ya da soruyu şöyle sorsak daha iyi. İnsanlar neden özenir ?

Hiçbir zaman anlamamışımdır bu özenme işini. Herkesin bir kişiliği vardır, o kişiliğini yaşar. Beğenmediği özelliği varsa onu değiştirmeye çalışır. Değiştirebilirse takdir edilir değiştirilemezse kabullenilir.  Peki bizde nasıldır bu ? En çok özendiğimiz şeyler nelerdir? Bence en büyük özenticilik konuşma özenticiliği. Bu da kendi içinde ikiye ayrılır. Aynı dilden insanlara karşı konuşma özenticiliği, farklı dildeki insanlara karşı konuşma özenticiliği. Kendi dilindeki insanların konuşmalarına özenmek aslında kötü değil tersine güzeldir bence. Onun bazı konuşma repliklerini almak onu beğendiğin ve daha önemlisi onun doğru olduğuna kanaat ettiğin için özeniyorsundur. Ama gel gelelim farklı dildeki insanlara karşı konuşma özenticiliğine. Malum vazgeçilmezimiz "Mersi" dir. Yahu mersi diyenler kaç kez "Teşekkür ederim" demişlerdir hayatlarında. Ya da neden "mersi"? Bunun iki açıklaması vardır. Ya Türkçeyi sevmiyorsundur ( O zaman git fransızca öğren. Dahası Fransız ol!)  Ya da Fransızların teşekkür ediş sanatına hayransınızdır!.  "Oo my god" var tabi birde. Bu cümle evrensel bir tabir olmayı başarmıştır. Özellikle de biz Türklerde. Çünkü "Aman Allahım," Aman Tanrım" kelimeler çuvala girmiştir ve çıkartmak imkansızdır. Bu tabirlerin dışında birde ara sıra duyduğum bazı restaurantlarda paket yapılması istenilen yemeğe "Take Away lütfen" deriz. İşte bu anında kahkahaya boğabilir insanı.  Anadolumun bağrından kopup gelmiş delikanlı daha yemek isimlerini ezberleme aşamasındayken neden senin take away'in karşısında kalakalsın ve sana "Buyur aplaa" desin. Neden bununla mücadele etsin? Neden içeri girip arkadaşlarına "Lan bi hatun acaip bişey istedi anlamadım ben bi baksana" desin. Gerçi neden müşterimizin böyle dediği belli. Çünkü diğer kelimelerde olduğu gibi "Paket olacak" demek son derece zordur. Ayrıca  böyle derseniz o müthiş ingilizcenizin reklamını yapamamış olursunuz ki bunu hiçbirimiz istemeyiz!.
Şimdi benim bu yazıyı yazmama neden olan özenticiliğe geldi sıra. Ama ne özenticilik. Böylesini gerçekten ne duydum ne gördüm. Bir toplantıdayım. Karşımdaki zat bir konuda fikrini söyleyecek. Ama söylemek istediği şeyin doğru olup olmadığından emin değil. İşte konuşma: "Peki şöyle yapsak nasıl olur. Aslında bir deneyebiliriz.. Ama sonrasında hemen sizin de fikirlerinizi almak istiyorum çünkü ben şu an gerçekten I take the head yaniiiii".
Bir şey anladınız mı ? Ben anlamadım da. Aksi gibi o sırada  birde su içiyordum. Resmen suyu püskürdüm diyebilirim. Hiçbir cevap vermeden arkadaşın söylediği kelimeleri tek tek kafamdan teker teker geçirdim ve toparlamaya çalıştım. İşte arkadaşımızın asıl söylemek istediği şey; "Peki şöyle yapsak nasıl olur. Aslında bir deneyebiliriz.. Ama sonrasında hemen sizin de fikirlerinizi almak istiyorum çünkü ben şu an gerçekten kafadan attım yaniiiii". İşte budur bu yazıyı yazmamın nedeni.
Aklıma gelen şu. Madem özenticilik yapasın var, başka milletin sanatına mesleğine özenticilik yap, yap ki sana fayda olarak geri dönsün. Yoksa böyle bu böyle devam ederse ben daha çok eğlenmeye devam edeceğim.

Nuri Özden

Paylaş
[Facebook] [Twitter]
Kategori: Genel Yorum yok
30Mar/115

Ah be Ahu

Ahu-Türkpençe-1

Ahu Türkpençe. Son derece sevilen, seviyeli bir dizi/tiyatro oyuncusudur, kabul. Okan'ın programına konuk oldu geçenlerde. Öyle bir laf söyledi ki yok artık dedim. Bir Türk vatandaşı asgari ücretin ne kadar olduğunu nasıl bilemez. Ooh my god demeyi biliyorsun ama. Tamam bilmek zorunda değilsin ama 170 TL de denmez ki. Hiç olmazsa 500-600 de be kadın. Artık bir utanç kaynağısın.  O rakamın nerelerde olduğunu bilmek için o parayla geçinmek zorunda değilsin. Hiç bir zaman sevmediğim Yılmaz Morgül çat diye verdi cevabını. O da o parayla geçinmiyor elbet ama ülkesindeki insanların hangi paralarda geçinmeye çalıştığının farkında. Artık bir utanç kaynağısın. Bu arada Allah seni asgari ücretle geçinmek zorunda bırakmasın ne diyelim. Yoksa 170 TL ile işin zor.

Videoya buradan ulaşabilirsiniz. Tıklayın.

Nuri Özden

Paylaş
[Facebook] [Twitter]
Kategori: Genel 5 Yorumlar